14 Şubat 2009 Cumartesi

SONRA, SONRA, SONRA...



Merhaba sevgili yalnızlar... Evet eminim yalnızlar okuyordur sevgililer gününde bu yazıyı, Sevgililer şu dakikalarda mutlu mesut oynaşmakta, bülbül misali şakımaktadırlar... yalnızlarsa bu cumartesi gününde önce öğleye kadar yatmakta sonra bi kahvaltı, çay, kahve derken Tv de"Disko Kralı" başlayana kadar nete girip ordan oraya dallanmaktadırlar..

Sevgili yalnız okurum, dünyanın en güzel şeyidir sevmek, öğleye kadar uyumaktan daha dinlendirici, kahvaltıdan, çaydan, kahveden daha gerekli, "Disko Kralı"ndan daha eğlencelidir; üzerine bide sevildiğinizi biliyorsanız tadından yenmez.

Liselisinizdir, yeni ergensinizdir, Sonra bi okul günü görürsünüz onu işte o gün seversiniz okulu ve tabi ki o 2 kara kömür gözü... Her teneffüs saati önce lavaboya saçları düzeltmeye sonra hemen kaloriferlerin oraya gidersiniz; sanki o hep size bakıyormuş gibi görüntünüz Ayhan Işık , sesiniz Agah Hün, beyniniz ise sütlaç kıvamındadır... Sonra o kızın yaptığı her hareketi sanki size özel bir iletiymiş gibi algılar mutlu olursunuz... Kendi kendinize "bak bak gülümsedi, bak bak saçını şöyle yaptı, bak bak baktı sanki.. o da seviyo be hemde çılgınca..." diyip abartma sanatının doruklarında gezintiye çıkarsınız... Sonra o size bakar yada siz öyle sanarsınız..koşarsınız gidersiniz peşinden seke seke.. Sonra yüzünüzün daha az sivilceli profinden yaklaşıp "merhaba" dersiniz oda sanki Devlet Malzeme Ofisi memuru gibi "buyrun ne istemiştiniz der" siz "seni tabikii" dersiniz( tabii içinizden dersiniz bu kısmı) sonra " eee şeyy ben sizi gördüm de yani şeyy eğer şey cıktığınız yoksa şey...derken cevap gelir pat diye "var! " işte o zaman anlarsınız ki aslında o bakışlar ,o gülüşler size diil koridordan geçen arkadaşına, öğretmenine, ota, bokaymış. aslında siz başa rüyaların insanıymıssınız.. O başka... Sonra gerisin geri gidersiniz ama direkt sınıfa, sıranıza oturursunuz.. Boynunuz hüzün kireçlenmesinden eğri kalmıştır.. Sıranızın üstü simdi ona hiç benzemeyen ama 2 saat önce "amma benzedi ha" diyerek çizdiğiniz portresiyle doludur...Sonra çaktırmadan o çizdiklerinizi silersiniz güzelce... Sonra sanki o kız belalınız olur, ulan kaloriferlerin orayada çıkmassınız artık hiç, ama her tenefüste kızla karşılasırsınız... işte o gün sevmessiniz okulu ve tabii ki o 2 kara kömür gözü.. Sonra öyle şanşlısınızdır ki birisi yüzünüzün daha az sivilceli profinden yaklaşıp "merhaba" der... sizde sanki kapıya gelen çelik tencere satıcıları gibi kocaman bir gülümsemeyle "buyrun ne istemiştiniz dersiniz" o da " eee şeyy ben sizi gördüm de yani şeyy eğer şey cıktığınız yoksa şey"...derken cevabı patlatırsınız "yok!" diye ama inanamazsınız be... Aynı kız ama bi beden küçüğüdür karşınızdaki, yani tek fark önceki kız large giyiyosa, bu medium giyiyodur... İkinizin gülümsemelerinin toplamı atlas okyanusu büyüklüğündedir artık... Sonra herşeyiniz 2 kişilik olur kantinden 2 çay 2 poğaca söylersiniz,2 kişilik sinema bileti alırsınız, otobüste 2 kişilik koltuklarda boş yer var mı diye bakmaya başlarsınız.. öpersiniz, koklarsınız, sarılırsınız... ilerde öpecekleriniz, koklayacaklarınız, sarılıcaklarınız gibi... hayat size güzeldir... aşk pat diye çıkar... sevgililer gününüz kutlu mutlu olsun...

1 yorum: